Zeki Peker

Zeki Peker

Şehit düştüğü tarih: 21 Ocak 1993

12 Aralık 1972 yılında Erzurum’un Hınıs ilçesine bağlı Kozlu (Alınteri) köyünde dünyaya geldi. Ailenin üçüncü çocuğu olan Zeki Peker (Hamza), yaşadıkları ekonomik sıkıntıdan kaynaklı 1976’nın Eylül ayında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmek zorunda kalır. Göç ettikten 1 yıl sonra devrimcilerin öncülüğünde kurulan 1 Mayıs Mahallesine taşınırlar. Henüz şehir yaşamına alışmamışken 1 Mayıs Mahallesindeki gecekondu yıkımı ve devlet terörüyle karşı karşıya kalırlar. Ailenin ekonomik sıkıntısından kaynaklı sadece Zeki’yi okutabilirler. Zeki hem okula gider hem de ayakkabı boyacılığı yapar. 1988 yılında lise son sınıfta devrimcilerle tanışır. Liseyi bitirip bir şirkette çalışmaya başladığında örgütlü ilişkisini daha da kökleştirir. Bundan sonraki yaşamında Partisi, yoldaşları ve uğruna mücadele verdiği halkı vardır. 14 Ekim 1992 yılında Proletarya Partisi’nin 4. Konferans kararları ve yönelimine uygun olarak gerilla olmaya karar verir. Gerillaya katılırken “eylemleri yaygınlaştırmak için gönüllü neferlere ihtiyaç vardır. Benim gönüllülüğümün temeli bu sorumluluk bilinciyledir. Bundan sonraki alanım kırlardır” demiştir. 22 Ocak 1992 yılında Yel Dağı direniş destanında donarak şehit düştüğünde TKP/ML ileri sempatizanıydı. Gerilla yaşamı kısa ancak onurlu ve yiğitçe olmuştur.

YEL DAĞI ŞEHİTLERİ

“Binlerce, onbinlerce şehit bizden önce halkın çıkarları için canlarını kahramanca verdiler.
Onların bayrağını yukarılara kaldıralım, kanları ile çizilen yolda ilerleyelim” (MAO)
1993 yılının Ocak ayının sonlarında TİKKO II. Mıntıka Birliğinin üslenme alanının deşifre olması ve düşmanın hava taarruzuna maruz kalmaları üzerine yer değiştirmek zorunda kalan 50 kişilik gerilla birliği Yel Dağında bir destan yarattı. Önlerinde iki seçenek vardı: Ya düşmanın üslendiği ovaya inerek imha olmak ya da Munzur’u aşmak. Bir çığlık koptu yürekten; 21 Ocakta Zeki Peker yürüyemeyeceğini söyleyerek “yoldaşlar beni bırakın, benim kavgam buraya kadar, benden yoldaşlara ve kavgamıza selam söyleyin” dedi. Ve yürüyüş devam etti. Medetsiz Munzur Erkan Fener’i aldı bu kez birlikten. Ali Demirdağ yürüyemiyordu artık. Ama ses çıkarmamıştı. Yoldaşlarının yürüyüşünü engellemek istemiyordu. Yoldaşları başına toplandı. Dr. Hü ayağa kalkmak istedi, başaramadı. Zafer işareti yapabildi ancak…Köyün ışıkları görünmüştü artık. Munzur boyun eğmişti Partizanlara… Fakat Barbara Anna Kirstler, Ali Ekber Batasul ve Ali Ihsan Yalçın köye ulaştıktan sonraki günlerde zatürreden kaynaklı yaşamlarını yitirerek Yel Dağı şehitleri olarak tarihteki onurlu yerlerini aldılar.

Bir cevap yazın