Ramazan Ceviz

Ramazan Ceviz

19 Temmuz’da şehit düşen Deniz kod adlı Ramazan Ceviz’in kendi kaleminden mücadele yaşamı;
1977’de devrimci oldum.
1978’de bizim memlekette TİKB diye bir örgüt çıktı. Ben de devrimci mücadeleye sempati duydum. O dönem bulunduğum bölgede TİKB, faaliyet yürütüyordu. Örgütlü mücadele yürütmenin bilinciyle 1978’de TİKB içinde profesyonel devrimciliğe başladım. Genelde AK’ler içerisinde çalıştım. 1979’da da bir karakol baskınında yakalandım. Baskının amacı şuydu;
İçerideki arkadaşları kaçıracaktık. Olayda bir arkadaş şehit düştü, bir polis öldü, ben de yaralı olarak kısa bir müddet sonra yakalandım. Yakalanma tarihim de 1979’da oldu. Yaklaşık olarak bir yıl yattıktan sonra 1980’de cezaevinden firar ettim. (…) 1984’den sonra TİKB (firardan sonra)’nin tekrar AK’sinde, İstanbul’da görev aldım. Daha sonra TİKB örgütü önder kadrolarını kaybedince AK’si dağıldı. Ben de o ara düşünmeye başladım; Özellikle toplu ayaklanma konusunda kafam hiç açık değildi. AK dağıldıktan sonra örgütleme dalında görev aldım, AÜ oldum.
Örgütleme alanında görev aldıktan sonra TİKB’nin gelişip gelişmediğini daha yakından görmeye başladım ve konuşup ayrılmaya karar verdim. (…) Kısa bir dönem sonra 1982, 1983’lerde TİKKO içerisinde mücadele etmeye başladım. Faaliyet gösterdiğim alan AK idi. İstanbul AK’si. Daha sonra güney bölgesine gittim. Orada … adlı arkadaşla çalışmaya başladım. Moralim ve keyfim ye- rindeydi. O zor koşullarda kimsenin kimseye selam vermediği koşullarda devrimcilik yapmak beni çok sevindiriyordu. Daha sonra 1984’ün Şubat’ında bir soygun olayından sonra, ben ve yaklaşık 20 kişi yakalandık. Bizi yakalatan Antep, Mersin ve Diyarbakır bölgesinde faaliyet yürüten ve aynı zamanda Adana, Mersin İl Komitesinde görev alan Suphi Ankan’dı. Bu bahsettiğim Suphi Arı- kan polise teslim olup işbirliği yaptı ve bizi buluşma yerinde yakalattı. (…)
SÖ, HD, AÇ ve ben şubede dört ay kaldık. Kaldığımız şubeler İstanbul Gayrettepe’de iki ay kaldık. Adana, Mersin, Antakya şubelerinde kaldık. Cezaevine gittik, mahkemede ben ve .. siyasi savunma yaptık.
Cezaevindeki durumlara gelince hiçbir eylemden, hiçbir direnişten geri kalmadım. Yattığım cezaevleri; Selimiye, Metris, Adana, Mersin, Ceyhan. Bu son anti-terör yasasında tahliye edildim. Tahliye edilmeden önce idam cezam onaylanmıştı. Yani idam cezam mecliste bekliyordu. Çıkınca da insan bir tuhaf oluyor. Biz beş kardeşiz, babam işçiydi sonra öldü. Annem de işçi. Aile yaşamım kendi kendilerini idare ediyorlar, ben de öğrenciydim. Durumları mormal. Memlekete gelince Adıyaman. Uzun zaman önce Adana’ ya yerleştiler.”
Ramazan Ceviz şehit düştüğünde TKP/ML Üyesiydi.

MALTEPE KATLİAMI

Hasanpaşa katliamında katledilen yoldaşlarının henüz daha kanı kurumadan bir yıl sonra bu kez devletin yargısız infaz timleri; 19 Temmuz 1992 tarihinde Kartal Maltepe’de Hasan Demir, Nurgüzel Yaşar ve Ramazan Ceviz’i katlettiler.
Üzerinden 30 adet kurşun yarası çıkan Ramazan Ceviz’in ayak topuğunda kurşun yarası olması, boyun ve kolunun kırık olması onların nasıl vahşice katledildiğinin kanıtıydı. İstanbul’un yedi tepesi, Kürdistanın dağları, Çukurova’nın Deniz’i denilen Ramazan Ceviz’in cenazesi Adana’da, Hasan Demir’in cenazesi Bursa’da, Nurgüzel Yaşar İstanbul’da toprağa verildi. Bu yargısız infazlar TMLGB güçleri tarafından İstanbul’da yapılan molotoflu saldırılarla protesto edildi.

Bir cevap yazın