İsmail Hakkı Adalı

İsmail Hakkı Adalı

Şehit düştüğü tarih:7 Ekim 1988

İsmail Hakkı Adalı; 21 Nisan 1965 yılında Dersim’in Ovacık ilçesinde doğdu. Babası polis olan Adalı, ilkokulu Urfa-Viranşehir’de okudu. Orta ve lise öğrenimini İstanbul Ümraniye’de sürdürdü. Derslerinde çok başarılı olan Adalı, özellikle resim konusunda arkadaşlarının en büyük yardımcısıydı. Mücadeleyle lise yıllarında tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra tutuklanarak 7-8 ay gibi bir süre Bayrampaşa Hapishanesi’nde kaldı. Hapishaneden çıktıktan sonra kaldığı yerden mücadelesine devam etti. İşçi olarak çalıştığı konfeksiyonun sahibinin Onu çok sevdiği ve güvendiği için devrettiği konfeksiyonu işleten İsmail Hakkı Adalı, Tuzla’da şehit düştüğünde TKP/ML Aday Üyesiydi.

TUZLA ŞEHİTLERİ

Tarihe Tuzla katliamı olarak geçen 4 TKP/ML militanının katledilmesi olayı faşist TC’nin ajan faaliyetinin bir sonucudur. Gebze’den İstanbul’a giden İsmail Hakkı Adalı, Kemal Soğukpınar, Reha Şen ve Fevzi Yalçın; hakim sınıfların bir piyonu olarak TKP/ML sempatizan çevresine sızmış olan Engin Kaya adlı ajanın verdiği bilgiler doğrultusunda 7 Ekim 1988 günü Tuzla Köprüsünde pusuya düşürülerek katledildiler. Operasyonun hazırlıklarını 2 gün öncesinden yapan İstanbul polisi, içinde 4 Partizanın bulunduğu arabayı durdurdu. Daha sonra arabadan inen Partizanları kurşun yağmuruna tuttu. Katliamda Adalının vücuduna 15, Yalçına 7, Soğukpınar’ a 32, fien’e 30 kurşun isabet etti. Herhangi bir çatışma yaşanmamasına rağmen polis, olayı bir çatışma gibi gösterip; arabaya kendi koyduğu silahlarla, katliamı meşrulaştırmaya çalışıyordu. Katliamı gerçekleştiren dönemin Emniyet Müdürü Hamdi Ardalı, katliamı savunarak “Vur emrini ben verdim”, “Dört dörtlük bir operasyon” şeklinde demeçler veriyordu. Katliamla ilgili açtıkları davanın peşini bırakmayan aileler, davayı AİHM’e götürdü. AİHM’e götürülen dava “Yaşama hakkının ihlal edilmesi”, adil yargılanma ve dava süreciyle ilgili şikayetler haklı bulunarak Türkiye’nin bu davadan yargılanması kabul edilir bulundu. Ve Türkiye Aralık 2002’de suçlu bulunarak şehit ailelerine tazminat ödemek zorunda kaldı.
Bu katliam, faşist diktatörlüğün bir ajan faaliyeti olmasının yanısıra 12 Eylülün karanlık günlerinden sonra gerçekleştirdiği ilk sokak infazı olma özelliğini de taşıyordu. Devrimci demokratik kamuoyunda büyük tepkilere yol açan Tuzla katliamı ‘88 sonrası gelişecek yargısız infazların da habercisi oluyordu. Tuzlayla başlayan ve Hasanpaşa, Maltepe, Çiftehavuzlar, Nişantaşı katliamlarına değin uzanan kanlı süreçte onlarca devrimci ve komünist, polis timleri tarafından katledildi.

 

Bir cevap yazın