Ali Ekber Batasul

Ali Ekber Batasul

Şehit düştüğü tarih: 4 Şubat 1993

Ali Ekber Batasul (Orhan), Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Aslanyurdu köyünde 1973 yılında dünyaya geldi. İlkokulu köyünde okuyan Ali Ekber maddi olanakları iyi olan bir ailenin çocuğuydu.
Mütevazi bir yaşamı vardı. Köy halkı tarafından çok sevilen Ali Ekber, kendisine ait traktör, kahve ve bakkal çalıştırdığı dönemlerde halkla daha bir sıcak ortam yakaladı. Ekonomik sıkıntıların nedenini, halkın düzen ile olan çelişkilerini çözümlemeye çalışarak, siyasal yetkinliği olmasa da düşüncelerini sürekli anlatırdı. TİKKO saflarına katılmasında İstanbul’da TKP/ML’ye yönelik olarak yapılan operasyonda yakalanan ve 96 ölüm oruçlarından sonra tedavisi faşist devlet tarafından engellenerek katledilen Polat İyit çok etkili olmuştur. 12 Mayıs 1992 yılında Dersim’in Mazgirt ilçesinde cezalandırılan bir işbirlikçinin yüzünden sürdürülen operasyonda 2 partizanın (Gürsel Çelebi ve Gülseren Ağgül) şehit düşmesiyle Ali Ekber’lerin evi gece yarısı basılır. Evi ve işyerlerini arayan ve birşey elde edemeyen düşman güçleri Ali Ekber ve abisini gözaltına alır.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Ali Ekber Batasul askerlik belgesini alması için köyün karakoluna gençlerle birlikte çağrılır. Gidip çağrı pusulasını herkes gibi alır. Fakat askerlik yapmayacağım diyerek kağıdı yırtarak Halk Ordusu saflarına katılır.
Sevecen ve mütevazi bakışlarıyla sevilen Ali Ekber Batasul kısa süren mücadele yaşamında bizlere çok şeyler öğretmiştir.

YEL DAĞI ŞEHİTLERİ

“Binlerce, onbinlerce şehit bizden önce halkın çıkarları için canlarını kahramanca verdiler.
Onların bayrağını yukarılara kaldıralım, kanları ile çizilen yolda ilerleyelim” (MAO)
1993 yılının Ocak ayının sonlarında TİKKO II. Mıntıka Birliğinin üslenme alanının deşifre olması ve düşmanın hava taarruzuna maruz kalmaları üzerine yer değiştirmek zorunda kalan 50 kişilik gerilla birliği Yel Dağında bir destan yarattı. Önlerinde iki seçenek vardı: Ya düşmanın üslendiği ovaya inerek imha olmak ya da Munzur’u aşmak. Bir çığlık koptu yürekten; 21 Ocakta Zeki Peker yürüyemeyeceğini söyleyerek “yoldaşlar beni bırakın, benim kavgam buraya kadar, benden yoldaşlara ve kavgamıza selam söyleyin” dedi. Ve yürüyüş devam etti. Medetsiz Munzur Erkan Fener’i aldı bu kez birlikten. Ali Demirdağ yürüyemiyordu artık. Ama ses çıkarmamıştı. Yoldaşlarının yürüyüşünü engellemek istemiyordu. Yoldaşları başına toplandı. Dr. Hü ayağa kalkmak istedi, başaramadı. Zafer işareti yapabildi ancak…Köyün ışıkları görünmüştü artık. Munzur boyun eğmişti Partizanlara… Fakat Barbara Anna Kirstler, Ali Ekber Batasul ve Ali Ihsan Yalçın köye ulaştıktan sonraki günlerde zatürreden kaynaklı yaşamlarını yitirerek Yel Dağı şehitleri olarak tarihteki onurlu yerlerini aldılar.

YEL DAĞI ŞEHİTLERİ

YEL DAĞI ŞEHİTLERİ

Bir cevap yazın