Ali Demirdağ

Ali Demirdağ

Şehit düştüğü tarih: 22 Ocak 1993

“Şu dağlardan ufak tefek derviş kılıklı bir doktor geçti. Kod ismi Hüseyin’di. Kendine kısaca “Dr. Hü” derdi. Görenler bir şeye benzetemezdi. Ne doktora, ne tahsilli birine, işin doğrusu ne de gerillaya. Hani askı kayışını bileğine sımsıkı dolayıp kavradığı silahı da olmasa “Şu gariban neyin nesi” denip geçilebilirdi. Çoğu yerde iyi bir aksiyoner (eylem adamı) olmadığını ama bu dağlara tutkun ve devrime sevdalı olduğunu söyleyerek üç yıl kadar gezdi dolaştı Dersimi; bir filozof derinliğinde yorumladı hayatı ve “yorumlamakla kalmamak” ilkesini pratikte göz dolduran çoğu yaman eylemciden daha esaslı uygulayarak değiştirip dönüştürme uğraşının gerçek öncülerinden olmayı başardı.”
Böyle anlatıyordu bir yoldaşı Ali Demirdağ’ı…
1966 yılında Dersim’in Merkez Haceri köyünde doğan Ali Demirdağ, daha 5-6 yaşlarındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmişti. Ali Demirdağ ve kardeşlerini okutmak için babası pazarda hamallık yapıyordu. Lise yıllarında TKP/ML’nin görüşlerine sempati duyan Ali Demirdağ, üniversite yıllarında TMLGB faaliyetlerinin aktif militanlarından olmuştur. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfına kadar öğrenim gören Demirdağ, artık Dersim dağlarının Doktor Hü’sü olmak üzere TİKKO’ya katılır. Ali Demirdağ şehit düştüğünde Parti Üyesi ve TİKKO savaşçısıydı.

YEL DAĞI ŞEHİTLERİ

“Binlerce, onbinlerce şehit bizden önce halkın çıkarları için canlarını kahramanca verdiler.
Onların bayrağını yukarılara kaldıralım, kanları ile çizilen yolda ilerleyelim” (MAO)
1993 yılının Ocak ayının sonlarında TİKKO II. Mıntıka Birliğinin üslenme alanının deşifre olması ve düşmanın hava taarruzuna maruz kalmaları üzerine yer değiştirmek zorunda kalan 50 kişilik gerilla birliği Yel Dağında bir destan yarattı. Önlerinde iki seçenek vardı: Ya düşmanın üslendiği ovaya inerek imha olmak ya da Munzur’u aşmak. Bir çığlık koptu yürekten; 21 Ocakta Zeki Peker yürüyemeyeceğini söyleyerek “yoldaşlar beni bırakın, benim kavgam buraya kadar, benden yoldaşlara ve kavgamıza selam söyleyin” dedi. Ve yürüyüş devam etti. Medetsiz Munzur Erkan Fener’i aldı bu kez birlikten. Ali Demirdağ yürüyemiyordu artık. Ama ses çıkarmamıştı. Yoldaşlarının yürüyüşünü engellemek istemiyordu. Yoldaşları başına toplandı. Dr. Hü ayağa kalkmak istedi, başaramadı. Zafer işareti yapabildi ancak…Köyün ışıkları görünmüştü artık. Munzur boyun eğmişti Partizanlara… Fakat Barbara Anna Kirstler, Ali Ekber Batasul ve Ali Ihsan Yalçın köye ulaştıktan sonraki günlerde zatürreden kaynaklı yaşamlarını yitirerek Yel Dağı şehitleri olarak tarihteki onurlu yerlerini aldılar.

Bir cevap yazın